Loading

Karadeniz Neredesin?

 

Her yol hikâyesi biraz da insan hikâyesidir aslında. Kavuşturur, ayırır, ağlatır, güldürür yol... İner, çıkar, gözden kaybolur. Ansızın belirir. Yüz güldürür. Yol hayat verir insana. İnsan yaşamını verir yollara. Yol sıkıntısı çekmiş bir bölge olarak yol o kadar önemlidir ki Karadeniz’de belki de bu nedenle en çok yol yapanlar veya yaptıranlar saygı ve hürmet görür halk içinde. Karadeniz’de kime sorsanız çok memnun olduğunu söyleyeceği Sahil Yolu projesi bana göre denizin, doğanın katili olmakla beraber aslında insan hikâyelerinin de katilidir. Güzel deniz Karadeniz’in Kanını ve ağzını asfalt, zift, bok, çamur deryası ile dolduran ama geçenlerde yağan yoğun yağmur sonucunda denizde çıkan fırtınanın ardından denizin adeta kusarcasına Çayeli sahiline kusarak “Ben size balık verdim siz bana bunları. Alın bana verdiklerinizi” diyerek yolu bir süreliğine de olsa kapamıştır. Bir şoför çocuğu olarak çok sevdiğim yollar ve yol hikâyelerinden soğumamın nedeni de bu yoldur. Bu yolu yapacağım, bölgenin makûs talihini değiştireceğim diye Karadeniz’i insanından, insanı hikâyesinden ayırarak onu yalnızlaştıranları tarih asla affetmeyecektir.
Yol güzergahi pekala daha içerden geçirilerek yapılabilir, deniz kokulu kentler asfalt ve zift kokusuna büründürülmezdi. Deniz insanı olmanın ayrıcalığını ellerinden aldığınız çocuklar adına sesleniyorum size: “Siz katilsiniz. Sahil kenarında oturup kurulan düşlerin, denizden esinlenerek şiir yazacak şairlerin, denizcilerin, balıkçıların, sergüzeştlerin ve sevdiğinin elini denize bakarak ilk kez tutacak mahcup Karadenizli aşıkların katilisiniz....
Yazıda anlatacağım şeyler artık yaşanmayacak kadar uzaklarda kalan insan hikâyelerinden biridir. Bu hikâye Of’un bir dağ köyü olan Alona’da yaşayan üç arkadaşın Yılmaz, Sabit ve Cevahir in hikayesidir.

Bu üç arkadaş, aradan geçen 25 yılın ardından biri Zonguldak’ta, biri Samsun’da biri ise Trabzon’da emekli olmuş ve adeta toprak çağırırcasına ömürlerinin son demlerini yaşayacakları Trabzon’daki köylerine dönmüşlerdi. O Ağustos ayı; değil Akdeniz’i Karadeniz’i bile sıcaktan kavurmuş, kuyu sularını bile kurutmuştu.
Yaş ortalaması 50’nin üzerindeki Sabit, Yılmaz, Cevahir adlı üç arkadaş, nadiren dayanılmaz olan Of sıcağından bunalarak çocukluk yıllarında yaptıkları gibi beyaz donları ile denize koşmuşlardı. Çocukluktan beri arkadaş olan bu üçlü, yıllar sonra bir araya geldiklerinden çocuklar gibi eğlenmek ve hasret gidermek ister gibi sabahtan akşama kadar çılgınca şeyler yaparak günü bitirmişlerdi.

Aslında gün, erken saatte Trabzon’da Rüştü’nün fırınında kıymalı yiyerek başlamıştı. Tükürük köfte ve ayran eşliğinde o zamanlar erken saatlerde oynanan Trabzonspor’un maçını izlemişler dönüş yolunda Sürmene’de pide yiyip otostopla Of’a kadar gelmişlerdi.

Tıpkı çocukluklarında olduğu gibi son durakları Of sahiliydi. Pantolon kemerlerini çözdüler. Çoraplarını çıkartıp sıcakta yürümekten adeta eriyen ayakkabılarının içine koydular. Peynir gibi beyaz tenli, koca göbekli, kır saçlı ve bıyıklı bu üç kafadar, Karadeniz’in serin dalgalarına kendilerini bırakarak bir sağa bir sola savrulup durdular saatlerce. Hava kararana kadar sürdü bu deniz sefası. O gün çocukluklarında yaptıkları gibi akşamın geç saatlerine kadar sürdüreceklerdi bu deniz sefasını ama aralarından birinin yani Yılmaz’ın donunun yırtılıp denizde kaybolması ile deniz keyifleri yarım kaldı. Denizde öylece kalakalan Yılmaz’ın kadim dostları acilen denizden çıktılar, çarşıya gidip ona yeni beyaz bir don alarak döndüler. Döndüklerinde Yılmaz’ın denizde kaybolduğunu sandığı yırtık donunu bulduğunu gördüler. İlkokul çocuklarının neşesi ve heyecanı ile kimseler görmeden üçü birden deniz kenarına gelip tıpkı çocukluklarında yaptıkları gibi kumları eşeleyerek don için bir mezar kazdılar ve kahkahalar arasında donu oraya gömdüler.

Sahilden ayrılma zamanı geldiğinde hava çoktan kararmıştı. Yılmaz son kez dönüp baktı beyaz donu gömdükleri yere. Bir taraftan da etraftan kimselerin bu duruma şahit olup olmadığını kolaçan etti. Ellerini cebine koydu ve ıslıkla bir atma türkü çalarak önden giden arkadaşlarına yetişti.

Bu hikâyedeki üç kişiden ikisi artık yaşamıyor. Sabit ve Yılmaz. Bu iki arkadaş deniz maceralarından üç yıl sonra birer yıl ara ile kanserden öldüler. Aralarında yaşı en fazla olan Cevahir şu anda seksen yaşına merdiven dayadı.

İki kadim dostunu kaybettikten sonra Cevahir Amca her yıl Of sahiline gider ve oradaki büyük beyaz taşlardan birinin üstünde oturarak saatlerce Karadeniz’e bakar bakar bakar... Gözyaşları kat kat olmuş yüzünden yol bularak burnuna, ağzına dolar. Çocukluk ve delikanlılık günlerinde birlikte denize girdiği arkadaşlarını özler. “Uşaklar erken, çok ama çok erken gittunuz. Çok yalnuzum. Canum çok sıkıluyi. Belki özler da habu sahile gelursunuz diye her hafta Perşembe günü Of pazarını bahane edip buriya geluyirum. Gerçi habu Karadeniz’un hali hal değildur artık. Ola yol yapacaklar diye donumuzu gömecek kum bile birakmadiler sahilde. Her yer beton oldi. Yeni sahil yolundaki araba trafiğini aşu da deniz kenarına ulaşmak neredeyse imkansız. Yaşum ilerledukçe buriya gelmem zorlaşacak biliyirum” diye geçirdi içinden.

Cevahir Amca en son 3 yıl önce yaz ayında Of sahilinde her zaman denize girdikleri yere gider. Ama deniz kenarına inmeden çarşıya uğrar ve bir beyaz don satın alır. O gün arkadaşları Sabit ve Yılmaz ile yaptıkları gibi donu tuzlu deniz suyuna sokar ve yırtar ardından da yıllar önce Yılmaz’ın donunu gömdükleri yerde kuma gömerek oradan ayrılır.
Cevahir Amca sahilden ayılırken arkadaşı Yılmaz’ın ıslıkla çaldığı ve dilinden düşürmediği türküyü mırıldanır.

Gökteki yıldızlari, pay edelum kızlari
Aldiler iyileri, kaldi yaramazlari...

Ömrünün son demlerini yaşayan Cevahir Amca 3 yıldan bu yana Of sahiline gitmiyor, gidemiyor. Gitmeme veya gidememe nedeni Karadeniz’in kendisine arkadaşlarını hatırlatıp göz yaşı döktürdüğünden değil. Çok zamandır artık gittiğinde bulacağı bir sahili olmadığından. Yılmaz ile Sabit o iyi insanlar gibi atlarına binip gitti biliyorum ama güzel Karadeniz sen nerdesin?


30 Eylül 2009 Çarşamba 


YAVUZ SALTIK

Menajerlik Bilgileri
AkınBahçekapılı


Mail

akinbahcekapili@gmail.com

Powered by GRKN Studios